NASIL MEDENİYET?

Geçmiş yıllara nazaran teknolojinin büyük bir hızla ilerliyor olması, yapılan yeni buluşlar ve şehirleşmenin hız kazanmış olması medeniyetin artması demek değildir. Teknolojik ilerlemelerin, tek başına medeniyetin göstergesi olduğunu düşünmek insanların içine düştüğü mühim bir yanılgıdır. Medeniyetin hem ilmî ve teknik, hem de ahlaki gelişmişlik olarak kabul edilmesi daha doğru olur.

Bediüzzaman'ın gerçek medeniyet hakkında şöyle bir tarifi var; "Hakiki medeniyet, nev-i insanın terakki ve tekemmülüne ve mahiyet-i neviyesinin kuvveden fiile çıkmasına hizmet ettiğinden bu nokta-i nazardan medeniyeti istemek, insaniyeti istemektir. "

Medeniyet Arapça'dan dilimize geçmiş bir kelimedir. Medine şehir manasındadır, medeni şehirli veya medeniyete uymuş demektir. şehir yaşamı insanların topluca bir arada yaşamaları yani birlikte bir hayat sürmeleridir. Toplu yaşamın daha kolay hale gelmesi için teknoloji gereklidir; fakat bu arada ahlak eğer geri plana atılırsa, bu medeniyet olmaz.
Bir eşya veya bir bina ne kadar güzel olursa olsun, bu tek başına bir anlam ifade etmez. Onları kullanan veya onlardan faydalanan insanlar olmayınca bir işe yaramazlar. Bu eşyalar, insanlar için büyük nimetlerdir. Fakat çökmüş bir ahlaki yapı; saygı ve sevgiden uzak, birbirinin haklarını çiğneyen, insaniyetin kalmadığı bir yapı nasıl medeni olur? Bugün teknolojide en gelişmiş, en ileri ve en medeni olarak nitelendirilen ülkelere şöyle bir baktığımızda din yaşanmadığı için çok büyük bir ahlak çöküntüsü görülür. Genelde en çok şiddet olayı, hırsızlık, fuhuş, cinayet, kavga, yıkılmış aile yapısı bu ülkelerde had safhadadır. Hal bu iken nasıl medeniyetten söz edilebilir? Bunlar gerçekten medeni midir? Kesinlikle hayır; medeniyet başkasının hakkına tecavüz etmek değildir, şiddet değildir, ahlaksızlık değildir. Asıl medeniyet insana yakışır bir şekilde, barış içinde beraberce yaşayabilmektir. Ancak dinsiz toplumlarda bu mümkün olamaz. İnsanlara bu ahlakı, karşılıklı saygı ve sevgiyi yalnızca din verebilir.

Medeni dediğimiz ülkeler ise dışarıdan güzel görünen ancak içi çökmüş, temeli sağlam olmayan bir yapı gibidir. Dinsiz toplumlarda huzurdan, güzellikten ve rahattan bahsedilemez. İnsanlarda hep birbirine karşı bir güvensizlik olur. Medeniyeti ayakta tutan ve medeniyetin tüm imkanlarını insanlar için faydalı, kazançlı hale getiren şey ahlaktır.

Dünya tarihinde Cenab-ı Allah birçok kavim yaratmış ve yaşatmıştır ancak hepsi zamanları gelince ölmüşlerdir. Bu insanlardan geriye kalan ise ne yaptıkları binalar, ne yaptıkları yollar, ne de yaptıkları işlerdir. Geriye kalan yalnızca takvaları olmuştur.

"Biz onlardan önce nice insan kuşaklarını yıkıma uğrattık (şimdiyse) onlardan hiçbirini hissediyor ya da onların fısıltısını duyuyor musun? " (Meryem Suresi 98)