MÜSLÜMAN NASIL TANINIR?

"...Belirtileri secde izinden yüzlerindedir... "(Fetih Suresi, 29) ayetinde belirtildiği gibi müminler yüzlerindeki nurdan her ortamda rahatlıkla ayırdedilebilirler. İman etmeyenlerin hiçbir zaman anlayamadıkları ve nereden geldiğini kavrayamadıkları bir nur, asalet ve heybet vardır üzerlerinde. Allah (c.c.) tarafından mümin insana verilen nurun, asaletin ve heybetin kaynağı: İslam ahlakıdır. Mümin kişi Cenab-ı Allah'ın sınırlarını koruyup, İslam ahlakını ve Kuran ruhunu tam manasıyla yaşayıp, Hz. pPeygamberimizin ve diğer din büyüklerimizin izinden gittiğinde, doğal olarak üzerine, onu herkesten ayıran o nur, asalet ve heybet gelir.

Müslüman bir yere girdiğinde ilk önce kendisinin ve kıyafetinin temizliğinden, bakışından, yürüyüşünden, konuşmasından, kısacası her türlü tavrından kolayca tanınır.

Müminin ilk başta dikkati çeken fiziksel özelliklerinden biri temizliğidir. Çok kapsamlı ve detaylı bir temizlik anlayışı vardır. Ve bu konuda oldukça titiz davranır. Salih müminin bedeninde ve ruhunda asla pisliğe yer yoktur.

Mümin kadınlar iffetleriyle hemen tanınırlar. İffetli tavırları, Kuran'a uygun tesettür kıyafetleri ile farkedilirler.

Müslüman hiçbir zaman girdiği ortamın halini almaz, tam tersi girdiği ortama hal verir. Orada bulunan kişilerin rızasını kazanmak için onların istek ve zevkleri doğrultusunda değil, Allah (c.c.)'ın kendisinden razı olacağı şekilde davranır. Kınayıcının kınamasından korkmaz ve asla Cenab-ı Allah'ın sınırlarından taviz vermez.

Cenab-ı Allah'ın her zaman takva sahipleriyle beraber olduğunu, galip gelecek olanın Allah'ın taraftarları olduğunu bildiğinden, kendine olan güveni çok fazladır. "Onlara yardım ettik böylece üstün gelenler oldular " (Saffat Suresi, 116) ayet-i kerimesinin verdiği hal vardır üzerlerinde.

Ancak ne olursa olsun Cenab-ı Allah'ın karşısındaki aczini bilir. Yaptığı herşeyin O'nun izniyle, O'nun dilemesiyle olduğunu da. Bundan dolayı da yaptığı işin havasına girmez, hep alçak gönüllü ve tevazuludur. Gerektiğinde ise caydırıcı ve zorlu.

Kadere olan imanın ve teslimiyetin getirdiği tevekkül ve sakinlik, onu ayırdeden özelliklerdendir. Hiçbir durumda ümitsizliğe kapılmayan, telaşlanmayan, panik olmayan yapılarıda bu sebepledir. Hemen sinirlenen, öfkelenen, gün boyu gergin ve stresli olan, meydana gelen terslikler karşısında ümidini yitirip, yılgınlaşan, her yönden zayıf ve güçsüz insanların yanında, mümin bu tevekkülü ve sakinliği ile hemen belirir. Hiçbir durumda öfkelenmez çünkü, Cenab-ı Allah'ın "...Öfkelerini yenerler ve insanlardan bağışlanma ile geçenlerdir... " (Al-i İmran Suresi 134) ayet-i kerimesi hep akıllarındadır. Asla ümitsizliğe kapılmazlar, çünkü herşeyin kendileri için hayır olduğunu bilirler.

Dürüst, güvenilir ve sadık olmaları, müslümanları diğerlerinden ayıran vasıflardandır. Sonuç ne olursa olsun, insanların tepkileri ne olursa olsun hakkı söylemekten kaçınmazlar, hep adaletli davranırlar. Mümin; iman etmeyenler gibi yapamayacağı ya da yapmayacağı şeyi söylemez, boş vaadlerde bulunmaz. Verdiği söze ve kendilerine verilen emanetlere her zaman sadık kalırlar.

Müslüman, inkarcılar gibi nefsine göre ya da duygusal davranıp yanlış kararlar almaz. Kuran'da kastedilen, Hz. Peygamberimizden ve din büyüklerimizden örnek aldığı akılla hareket ettiği için alınan kararlar, yapılan işler akılcı ve hikmetli olur. Ancak örnek alınan sadece akıl değil cesaret, kararlılık, mücadele ruhu, azim ve onların tüm özellikleri olduğundan, mümin her zaman başarılı ve muvaffak olur.