NEDEN HELAK EDİLDİLER?

"Kendilerinden önceki nesillerden nicelerini yıkıma uğratmamız, onları doğruya yöneltmedi mi? (Oysa bugün kendilerini) onların kaldıkları yerlerde (tarihi kalıntıları üzerinde) gezinip durmaktadırlar. şªüphesiz bunda sağduyu sahipleri için ayetler vardır. " (Taha Suresi, 128)

Öğüt verip hatırlatma Allah'u Teala'nın gönderdiği elçilerin en mühim özelliğidir. İyiliği emredip, kötülükten sakındırma her zaman iyiye ve güzele davet, İslam dininin en temel unsurudur; çünkü Kur'an-ı Kerim, bir müjde ve öğüt alanlar için bir hatırlatma ve rehberdir.

Elbette ki Kur'an-ı Kerim'de anlatılan kıssalar tarih bilgisi için aktarılmamıştır. Bu kıssaların hepsi bir ibret ve arınmak isteyenlere öğüt olması için anlatılmıştır. Eğer hHelak edilmiş kavimlere ibret gözü ile bakıldığında, içinde bulundukları durum ve nasıl helak edildikleri gerçekten önemli bir öğüttür.

Bir bozulma ve taşkınlık içinde olan bu kavimlerin benzeri bir durum, aslında bugün içinde yaşadığımız toplumda da mevcuttur. İslam'ın hükümleri bilindiği halde her türlü taşkınlığın ve sapkınlığın yapılması, dinin inkar edilmesi ve alaya alınması, sosyal adaletsizliğin olması insana ciddi bir şekilde bu kavimlerin durumunu ve günümüz toplumunu düşündürüyor.
Ad, Semud, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve diğerlerinin helak edilme sebebi verilen öğüdü hatta defalarca uyarıldıkları halde dinlememeleri ve aksine büyüklük taslayıp içine daldıkları dünya hayatını tercih etmeleridir.

Kur'an-ı Kerim'de örnek verilen tüm kavimler, doğal sebeplerle yani doğal afetlerle cezalandırılmışlardır; deprem, sel, fırtına veya yanardağ patlaması gibi. İnsanın aczini en güzel şekilde ortaya koyan olaylardan biri de insanın doğa olayları karşısında yapacak hiçbir şeyinin olmamasıdır. Bir felaket meydana geldiğinde de hiçbir kaçış yerinin olmaması, insanın gücünün olmadığına en güzel delildir.

"İşte biz, onların her birini kendi günahıyla yakalayıverdik. Böylece onlardan kiminin üstüne taş fırtınası gönderdik, kimini şiddetli bir çığlık sarıverdi, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Allah onlara zulmedici değildi, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. " (Ankebut Suresi, 40)

Tüm peygamberler kavimlerini uyarmış ve kıyamet gününü haber vermiş ve onları Allah'ın azabı ile korkutmuşlardır. Her peygamber ve uyarıcının hayatı bu şekilde geçmiştir. Bu uyarıyı dinlemeyen ve uymayan kavimler ise helak olmuşlardır. Bu, gerçekten düşünmeye değer ve insanın korkusunu arttıracak bir konudur.

"Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Böylece kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını görsünler. Onlar, güç bakımından kendilerinden daha üstün idiler, toprağı alt-üst etmişler (ekmişler, madenler, sular arayıp çıkarmışlar) ve onu, kendilerinin imar ettiğinden daha çok imar etmişlerdi. Elçileri de, onlara açık delillerle gelmişti. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. " (Rum Suresi, 9)