NEFİS
İNSANA DÜŞMAN OLARAK YARATILMIŞTIR
İnsan
davranışlarının şekillenmesinde nefsin payı çok büyüktür. Bu şekillenme
kişinin nefsinin hangi yönünü ortaya çıkardığı ile doğru orantılıdır.
Bu yüzden önce nefsi çok iyi tanımak sonra da ona sakınacağı şeyleri
öğretmek yerinde olur."
Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini
esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim
Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir. " (Yusuf Suresi 53) demektedir.
Nefsin insana oynadığı oyunlar çok ince bir planla işler, yani ilk
bakışta anlaşılması güçtür. Örneğin sahip olduğu birşeyi paylaşmak
istemez. "Benim buna ihtiyacım var " diyebilir, fakat
belki bir başkasının daha çok ihtiyacı olabilir.
Ancak bu konuda gerekli bilgiyi Kur'an-ı Kerim'den öğrenip daha
sonra dikkatle tekrar bakıldığında, durum çok açıkça anlaşılır.
Bundan sonra da insanın üstünde nefsin değil de aklın hakimiyeti
başlar.
Kur'an-ı Kerim'de nefis ile ilgili ayetlere bakıldığında nefsi yenen
şeyin akıl olduğu görülür.
"
Nefse ve ona `bir düzen içinde biçim verene, Sonra ona fücurunu
ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen
gerçekten felah bulmuştur. Ve onu örtüp saran da elbette yıkıma
uğramıştır. " (Şems Suresi 7, 8, 9, 10)
Nefsine
uyan insan; yalnız kendini sever, çevresindekilere pek değer vermez,
eksikliklerini görmez, daima kendini doğru zanneder, cimridir, kıskançtır,
bencildir. Diğer insanlardan daha iyi olmak için kimi zaman alaycı,
dedikodu yapan, fesatçı ve pislikten hoşlanan, fitneci bir tavır
sergiler. Çünkü burada amaç nefsi adına, kendini yüceltmek ve kendine
bir zarar gelmesini engellemektir, bu da ancak çevresindeki insanlardan,
güzel olmayan özelliklerle, öne çıkarak olur.
Nefsin yok olması mümkün değildir. Ama müslümanlığa uygun şekilde,
Kur'an-a uyarak nefsin terbiyesi olabilir.
"Ve
yine hayır; kendini kınayıp duran nefse de and ederim. "
(Kıyamet Suresi 2)
Demek
ki nefsi kınamak bir yöntemdir. Onu övmemek, kibirlenmesine izin
vermemek ve kınamak.
Bunlar ilk başta nefse ağır gelebilir ama doğru olanı yapmalı ve
güzel ahlakı uygulamalı.
Herkesin kendisi için yaşadığı bir dünya, yani sadece kendini sevdiği,
kendi çıkarlarını gözettiği ve ancak çıkarına uygun düştüğü zaman
diğer insanlara iyi davrandığı bir hayat zevk değil, ancak zülüm
ve elem getirir.
Her zaman akıl yolunu benimsemek ise, hem bu dünyada hem de ahirette
yüzümüzü güldürür.
|