ÖLÜM HAKKINDA

" İnsan, bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir. Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?" De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir." (Yasin Suresi, 77-79)

İmanın şartlarından biri de ahirete imandır, yani ölüm bir son değil, yalnızca ahirete bir geçiş hükmündedir. Bediüzzaman Said Nursi ölüm için: "Halık-ı Kerim kendi mülkünü senden satın alıyor. Cennet gibi büyük bir fiyatı verir. Hem o mülkü senin için güzelce muhafaza ediyor. Kıymetini yükselttiriyor. Yine sonra hem baki, hem mükemmel bir surette verecektir. Öyle ise ey nefsim! Hiç durma. Birbiri içinde beş karlı bu ticareti yap. Ta beş hasaretten kurtulup, beş ribhi birden kazanasın" diyerek dünyanın sırrını bize açıklıyor. Sahip olduğumuz herşeyin asıl sahibi Cenab-ı Allah'tır. Bize verdiği bu bedenin de sahibi O'dur. Öyle ise bu beden bize ancak emanettir. Cenab-ı Allah insanları kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır, bu dünyanın görünen dış yüzünün ardındaki gerçektir. Müminler bunu bilirler ve tüm hayatlarını yalnızca Allah için yaşarlar.

Bediüzzaman Said Nursi tüm hayatını Kuran'ı Kerim'e hizmet ederek Allah için geçirmiºtir. Onun ihlası, takvası, ilmi ve Allah korkusu yaptığı bu hizmetin ömrü ile sınırlanmamasına vesile olup ardında eserlerle devam etmiştir. Büyük insan olduğu için amacı da büyük olmuştur ve ölümünden sonra bile eserleri ile gönüllere iman ateşini düşürüp, Allah yolunda davete devam etmiştir.

"Hem (dünya) bir misafirhanedir. Öyle ise onu yapan Mihmandar-ı Kerim'in izni dairesinde ye, iç, şükret. Kanunu dairesinde işle, hareket et. Sonra arkana bakma çık git" Bediüzzaman Said Nursi'nin dediği gibi hepimiz bu "misafirhanede" az bir süre kalacağız, asıl yurt olan ahiret yurduna gitmeyi bekliyoruz.

Bediüzzaman Said Nursi bize ölümü sık tefekkür etmeyi tavsiye etmiştir: "Bu kısa ömrün sonunda ölüm var ve bizden geriye ancak takvamız, işlediğimiz salih amellerimiz kalacak ve ahirete bunları yanımızda götüreceğiz. Işte bu yüzden hepimizin şahit olduğu Üstad Bediüzzaman Said Nursi'nin takvası bize şevk, heyecan veriyor ve kalbimizde coşku meydana getiriyor.

Bize bıraktığı miras ise "onun maddi ve manevi herşeyden feragat mesleğinden ayrılmadan, yalnız ve yalnız Allah rızası için çalışmak "Biz bu vasiyeti unutmuyoruz. Bediüzzaman Said Nursi'nin devamlı okuduğumuz eserleri ile onun hizmetini, mücadelesini örnek alıyoruz.