ÖNCEKİ KAVİMLER

Allah'u Teala, Kur'an-ı Kerim'de, daha evvel yaşamış birçok kavmi, bu kavimlerin yaşantılarını ve sonlarının ne olduğunu bize bir ibret ve ders olması için aktarmıştır.

"Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kur'an) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendilerinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. " (Yusuf Suresi, 111)

Peki bu kıssalardan bizim alacağımız ibretler nedir? Kur'an-ı Kerim'in oldukça büyük bir bölümünü oluşturan geçmiş kavimlere şöyle bir baktığımızda, bu kavimlerin bir çoğunun kendilerine gönderilen peygamberleri yalanladıkları, hatta onlara karşı düşmanlık göstererek, birçok taşkın haraketlerde bulundukları dikkati çeker. İşte bu gibi düşmanca hareketler ve taşkın tavırlarından dolayı Allah'ın azabıyla karşılaşmışlar, yeryüzünden silinmişler ve bir ibret konusu olmuşlardır.

"Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmişlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmetmektelerdi. " (Tevbe Suresi, 70)

Dini tebliğ için Cenab-ı Hak insanlara, kavimlere peygamberlerini gönderir; çünkü bir toplumun yaşamını din olmadan devam ettirmesi mümkün değildir. Bediüzzaman insanın dine olan ihtiyacını şu şekilde belirtiyor: "Nev-i beşerin ahvaline dikkatle bakılırsa görülür ki, ruhun manen terakkisini telkih eden, yani aşılayan şeriatlerdir. Vücud veren tekliftir. Hayat veren, peygamberlerin gönderilmesidir. İlham eden, dinlerdir. Eğer bu noktalar olmasaydı, insan hayvan olarak kalacaktı ve insandaki bu kadar kemalat-ı vicdaniye ve ahlak-ı hasene yok olurlardı." Üstad'ın bu sözünde belirttiği gibi "hayat veren peygamberler "in çağrısına, dine davetine bir icabet olmalı yoksa insan "hayvan olarak kalır " Uyarı gelmiş fakat bu uyarıyı dinlememiş bir topluluğun da yaşamını devam ettirmesinde hiçbir hayır yoktur. Bu kavimlere ait arkeolojik kalıntılara sıradan birer tarihsel iz gözüyle bakmak da yanlış olacaktır. Kur'an-ı Kerim'den öğrendiğimize göre bu kavimlerin helakı ve onlardan kalan kalıntılar, onların ardından gelenlere birer ibrettir.

Örneğin Bakara Suresinin 66. ayetinde Allah'a karşı isyan eden bir grup yahudiye verilen bir ceza ayetlerde anlatıldıktan sonra "bunu hem çağdaşlarına, hem de sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza, takva sahipleri için de bir öğüt kıldık" denmektedir.

Biz, Kur'an-ı Kerim'i okurken Allah'ı inkarın, delaletin ve küfür içinde olmanın nasıl dehşetli bir konu olduğunu, onca uyarıya rağmen kabul etmemenin nelere sebep olduğunu görüp ibret alıyoruz ve Allah'a sığınıyoruz.