ALLAH'IN
RIZASI - 3
"Allah rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır
ve onları kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru
yola yöneltip iletir. " (Maide Suresi, 16)
Evet
Allah'ın hoşnutluğu müminler için en önemli şeydir. Müminler hiçbir
zaman Allah'ın hoşnut olmayacağı bir haraeketi bile bile tercih
edip yapmazlar. Kurtuluş yolunun Allah rızası olduğunu bilirler.
Allah'ın rızasına uyarken ve Allah'ın rızası seçilirken müminlerin
dikkat etmesi gereken en önemli konu Allah'ın rızasının en fazlasının
seçilmesidir. Allah'ın daha fazla hoşnut olacağı bir tavır varken
daha az hoşnut olacağı tavrı seçmek ve Allah'ın bundan razı olmasını
beklemek yanlıştır.
Müminler hiçbir zaman daha azına razı olmaz hep daha iyisini, daha
güzelini yapmak çabasındadırlar. Allah için 'hayırlarda yarışırlar'.
Bu Cenab-ı Allah'ın biz müminlere bir tavsiyesidir.
Bunun için Allah'ın rızasının en fazlası çok iyi anlaşılmalıdır.
Kur'an-ı Kerim'de Nisa sSuresinin 95. ayeti kerimesinde Cenab-ı
Allah yapılan iki hareketin birbirine göre nasıl daha üstün olduğunu
açıklamıştır.
"Müminlerden
özürü olmaksızın oturanlar ile Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla
cihad edenler eşit değildir. Allah mallarıyla ve canlarıyla cihad
edenleri oturanlara göre derece olarak üstün kılmıştır. Tümüne
güzelliği (cenneti) vaadetmiştir. Ancak Allah cihad edenleri oturanlara
göre büyük bir ecirle üstün kılmıştır. "(Nisa Suresi, 95)
Ayette
belirtilen "oturanlar " müminlerdir ancak "Allah
yolunda malı ve canı ile cihad edenler " onlara göre üstün
tutulmuşlardır. Daha fazla ecir alabilecek ve bizi yaratan bize
bütün bu nimetleri veren Rabbimizi daha fazla hoşnut etme şansımız
varken, bunu yapmamak vicdanımızın sesine uymamaktan olur. Vicdan
öncelikle Allah korkusu ve daha sonra Allah sevgisi ile kuvvetlenir.
Vicdanı köreltmemek ve bundan şiddetle kaçınmak gerekir. Daha fazlası
varken daha azına razı olup bu şekilde amel işlemekle hiçbir zaman
ahirette salih amel tartımızın ağır basacağından emin olamayız.
Belki savaşa çıkmak insanın nefsine zor gelebilir, nefis tabii ki
oturmayı isteyecektir. Ama yüksek bir vicdana sahip olan bir mümini
savaş sırasında oturtmak mümkün olmaz.
Bediüzzaman'ın hayatına baktığımızda onda gördüğümüz tavır hep zora
talip olmasıdır. Sonunda belki zarar göreceğini bilerek dahi doğru
olanı yapmaktan ve doğru olanı söylemekten hiçbir zaman geri kalmamıştır.
Ve bundan yani Allah'ın rızasını yapmaktan çok zevk aldığını görüyoruz.
Bu tüm müslümanların bir sırrıdır. Zorluk bize sıkıntı değil sevinç
verir belki zorluk talep edilmez ama verildiği zamanda buna şükredilir.
Allah'ın rızasının olmadığı birşey mümine iç sıkıntısı ve huzursuzluk
vermekten başka birşey getirmez.
"
Öne geçen muhacir ve ensar ile onlara güzellikle uyanlar, Allah
onlardan hoşnut olmuştur. Onlar da ondan hoşnut olmuşlardır. Ve
Allah onlara içinde ebedi kalacakları altından ırmaklar akan cennetler
hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. " (Tevbe
Suresi, 100)
Allah'ın
rızasına uymak bize çok şey kazandırır ama uymamak büyük vicdansızlık
ve aldanıştır. Sonu da hüsrandır.
|