KENDİLERİNİ DOĞRU YOLDA SANANLAR

Toplumda birçok kişi kendisinin en doğru olduğunu düşünür, bir diğerinin fikir ve inançla-rına bazen küçümseyerek bazen de kaale almayarak bakar. Elbetteki insan kökenli olan bütün fikir ve inançlar tartışmaya açıktır. Birinin doğru dediğine bir diğeri yanlış diyecektir. Çünkü sonuçta insan aklı sınırlıdır, bu yüzden ortaya attığı her fikir tartışmaya açılabilir. Öne sürdüğü fikrin belki de düşünemediği birçok yanı olabilir. İşte bu sebeplerden dolayı hiçbirine tam olarak doğru diyemeyiz.

Herkesin, her ülkenin, her insan grubunun kendi doğruları olması da karmaşa ve kaos'un başlangıç noktasıdır. Her biri kendisini en doğru yolda sanır. Oysa doğru ancak bir tane olabilir. Bu doğruda insanların sınırlı akılları ile çıkardıkları fikirler değil de, sonsuz akıl sahibi olan Cenab-ı Allah'ın bize gösterdikleri olabilir. Doğru ancak İslam dininde mevcuttur, bulmak için de Allah'a yönelmek ve dinine sıkı sıkıya bağlı olmak gerekir.

"Kim Rahman'ın zikrini görmezlikten gelirse, biz bir şeytana onun 'üzerini kabukla bağlattırırız'; artık bu , onun bir yakın dostudur. Gerçekten bunlar (bu şeytanlar) onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanır sayarlar. " (Zuhruf Suresi, 36-37)

Hak olan dinin dışındaki bütün inançlar ve fikir sistemleri batıldır. İnsanlara huzursuzluk, mutsuzluk ve bozuk sosyal, ekonomik, psikolojik düzenlerden başka bir şey veremezler. Belki belli bir süre için iyi gibi gözükse de eninde sonunda çökmeye ve yok olup gitmeye mahkumdur bu doğru zannedilen düzen ve fikirler. Bunun belki en yakın ve en somut örneği pek yakın bir süre önce artık tarih olan komünizmdir. Bir insanın çıkardığı bir fikrin peşinden giden milyonlarca insan, bir gün gelipte bütün yaptıklarının yanlış olduğunu ve hepsinin boş olduğunu farketti. Ancak onca sene, onca insan buna doğru dedi ama gördüler ki çok yanlıştı.

"Hayır dediler ki: "Gerçek şu ki atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve doğrusu biz onların izleri (eserleri) üstünde doğru olana (hidayete) yönelmiş (kimse)leriz" (Zuhruf Suresi, 22)

Bu yüzden toplumları dinden uzaklaştırmak yerine bilakis dine yaklaştırmak gerekir. Aksi takdirde birlik ve beraberliği sağlayan en önemli şeyin yok olması ile ahlak çöküntüsü içinde, saygı ve sevgiden uzak, bozuk bir sosyal düzene sahip toplumlar oluşur. Tek bir ortak noktada birleşilirse huzur ve saadet olabilir. Her türlü anlaşmazlık, her türlü karmaşa bu şekilde çözümlenir; çünkü ortaya en güzel hakem ve en adil sistem konmuş olur. Bu da Cenab-ı Allah'ın bize gönderdiği Kur'an-ı Kerim'dir.

Bediüzzaman İslam dini için; "Her ferdin aklı, adaleti idraktan aciz olduğundan külli bir akla ihtiyaç vardır ki; ferdler o külli akıldan istifade etsinler. Öyle külli bir akıl da ancak kanun şeklinde olur. Öyle bir kanun ancak şeriattır. " demektedir ve dine ihtiyacı belirtmiştir.

Dini yaşamayıp kendini doğru yolda sananlar büyük bir yanılgı içindedirler ve bunu er geç anlayacaklardır.