SEVGİ

Mesnevi-i Nuriye'de Bediüzzaman'ın sevgiyi anlatan çok değerli bir örneği dikkatimi çekti:

"Bir insan evvel muhabbetini Allah'a verirse onun muhabbeti dolayısıyla Allah'ın sevdiği herşeyi sever ve mahlukata taksim ettiği muhabbeti, Allah'a olan muhabbetini tenkis değil, tezyid eder. "

Daha evvel birkaç yazımda cahiliye ahlakının can yakıcılığından bahsetmiştim. Kuran ahlakı dışındaki tüm tavırlar insana sıkıntı ve eziyetten başka birşey vermez. Çıkara dayalı ilişkiler şu anda yaygın olan bir anlayış. Ancak İslam ahlakında kıstas çıkar değil sadece Allah'ın rızası olduğundan sevgi de en güzel en özlü şekliyle yaşanmaktadır.

Sevgiyi bir yana bırakıp böylesine can yakıcı bir yolun seçilmesi insanlar için büyük bir kayıp. Şahsi menfaatlerin ön planda tutulması ve tüm hayatın buna göre düzenlenmesi insanları yıpratan, yıldıran, stres ve bunalımlara sürükleyen en önemli sebeplerden.
"Allah insanlara zulmetmez insanlar kendilerine zulmeder " ayeti kerimesinde anlatıldığı gibi Cenab-ı Allah Kuran ile insanlara en güzel ahlakı ve bu ahlak ile Allah sevgisini ve insan sevgisini göstermiştir. Bunu uygulamamak ise kendine zulmetmekten başka birşey değildir.

Gerçek akla sahip bir insan müslümanların arasındaki bu sevgiye dayalı huzur ortamı ile herhangi başka bir ortamın karşılaştırmasını dahi yapmaz. Böylesine can yakan bir ortamdansa müslümanlar arasında sevgi, saygı , şefkat ve merhamet dolu bir ortam çok daha güven ve huzur doludur.

Gerçek sevgi ancak Allah (c.c.)'ın rızası gözetildiği, hiçbir menfaat beklenmediği takdirde oluşur. Müslümanlar arasındaki tek menfaat İslam'ın menfaatidir. Müslüman kardeşlerimle ilk tanıştığımda, sevgi, saygı ve hoşgörü beni en fazla rahatlatan ve kalbimi İslam'a an çok ısıtan özelliklerden biriydi. Şu anda bu özelliklerin ancak müslümanlara özgü olabileceğini daha da iyi anlıyorum.

Bu Cenab-ı Allah'ın müslümanlara samimiyetleri dolayısıyla verdiği büyük bir nimettir. Bu nimeti hakkını vererek kullanalım. Kardeşler arasında sevgi ve tesanüd önemli bir ibadet. Kardeşinin nefsini kendi nefsi gibi bilmek, hatta daha da üstün tutmak güzel ahlaktır.
Bakın, Haşr Suresinin 9. ayeti müminler arasındaki sevgi ve sadakati şöyle anlatıyor:

"Kendilerinden önce o yurdu hazırlayıp imanı yerleştirenler ise hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendilerinde bir açlık olsa bile kardeşlerini öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimri ve bencil tutkularından korunmuşsa işte onlar felah bulanlardır."

Allah'ın rızası ile gelen sevgide kin, haset, rekabet, güvensizlik yoktur. Bütün müslüman kardeşlerime karşı kalbime böyle coşkulu bir sevgi yerleştirdiği için Allah'a şükrediyorum.