MÜMİNLER ARASINDAKİ TESANÜD - 2

Nefsin ve şeytanın oyunlarına düşmeyip tesanüdü yani müminler arası birlik ve beraberliği korumak önemlidir. Çünkü rekabet ile makam ve mevki için kardeşliği zedelemek hem yakışmaz hem de yapanı büyümek isterken tersine küçültür. Eğer bir yarış olacaksa bu ancak müminlerin Allah rızası için hayırlarda yarışması olur.

Tesanüdü zedeleyecek haraketler Allah'ın rızasına da uygun değildir, hem de ayetin hükmüne göre müminlerin gücünün azalmasına sebep olur;

"Allah'a ve Resulü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir. " (Enfal Suresi 46)

Bu nedenle çekişme ve rekabetten şiddetle kaçınmalı. Müminler için daima mütevazi, alçakgönüllü bir tavır en güzelidir. Bu, hem tesanüdü, hem müminlerin küfre karşı gücünü arttırır. Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Allah müminlerin karşılaşabilecekleri muhtemel durumları zaten belirtmiştir. Bunlar için önceden hazırlık yapmak akıl göstergesi ve yine bir mümin tavrıdır.

Kur'an-ı Kerim'de kardeşlerimize karşı fedakar olmak, onların nefsini kendi nefsimizden önde tutmak ve bunun bir mümin tavrı olacağı Haşr Suresinin 9. ayetinde şöyle belirtilmiştir;

"Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar felah (kurtuluş) bulanlardır. "

Yine Şura Suresi'nin 39. ayetindeki "Ve haklarına tecavüz edildiği zaman birlik olup karşı koyanlardır. " ifadeleriyle müminlerin tutması gereken yolun, birlik olup küfre karşı mücadele etmek ve müminlerin rahatını, neşesini, güvenliğini sağlamaya çalışmak olduğu ifade edilmiştir.

Kur'an-ı Kerim dışında gösterilen her tavır cahiliye tavrıdır. Hak olan Kur'an'ın ve Peygamber Efendimiz'in tarif ettiği şekilde davranmaktır. Cenab-ı Allah bize en güzelini en iyisini yapmamızı emretmiştir. En güzeli, en iyisi ve Allah'ın rızasına en uygun olanı varken hiçbir mümin Cenab-ı Allah'ın hoşnut olmayacağı tavrı seçmez. Tüm gücünü, enerjisini, vaktini, kısaca maddi manevi tüm olanaklarını, İslam dininin menfaati ve müminlerin huzuru için kullanır.

Bakın Bediüzzaman daima kardeşliğin, sevginin, tesanüdün önemini ve Müminin yaşantısında ne derece büyük bir yeri olduğunu nasıl öğütlüyor:

"...yüzer ayat ve ehadis-i nebeviyyenin şiddetle emrettikleri uhuvvet, muhabbet ve teavünü yapıp bütün hissiyatınızla ehl-i dünyadan daha şiddetli bir surette meslekdaşlarınızla ve dindaşlarınızla ittifak ediniz... yani ihtilafa düşmeyiniz. "Böyle küçük meseleler için kıymetdar vaktimi sarfetmekten ise, o kıymetli vaktimi zikir ve fikir gibi kıymetdar şeylere sarfedeceğim " deyip çekilerek ittifakı zaifleştirmeyiniz. Çünkü bu manevi cihadda küçük mesele zannettiğiniz çok büyük olabilir. "