TEVAZUNUN
MÜKAFATI
Tevazu
müminlerin, kibir ise küfrün yani iman etmeyenlerin özelliğidir.
Tevazunun gerçek kaynağı akıldır, bu da ancak Allah'a (c.c.) iman
edenlerin özelliğidir. Çünkü aklı olan kişi herşeyin O'nun kontrolünde
ve iradesinde olduğunu, herşeyin sahibi olduğunu anlar. Allah'u
Teala tarafından yaratıldık, bizi yaşatan da O, sahibi olduğumuzu
sandığımız mal ve mülkün de sahibi de O, biz sadece emanetçisiyiz.
Bu durumda iman sahibi bir kişi enaniyet yapacak hiçbirşeyi olmadığının
farkında olur ve tevazu sahibi olur.
Bediüzzaman da "Tevazuda ve terk-i enaniyette öyle kuvvetli
bir mükafat var ki ağır bir yükten ve kendini soğuk beğendirmekten
kurtarır. " diyor.
Tevazu sevgiyi arttıran, sevgi ve beğeni kazanan bir özelliktir.
Allah'a karşı aczini bilen müminler vakarlı, olgun ve rahat bir
tavır içinde olurlar. Cenab-ı Allah insanlara bir takım özellikler
verebilir; güzellik, zenginlik gibi ama bunların hepsi geçicidir.
Eğer bunlardan dolayı bir enaniyet yapılıyorsa sonu hüsranla sonuçlanır.
Gençken var olan güzellik yaşlanınca yok olur. İşte o vakitten sonra
da tevazunun bir önemi kalmaz, mühim olan aldanmadan , elinde fırsat
varken enaniyet yapmadan tevazulu olmaktır.
"O
Rahman (olan Allah')'ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü
olarak yürürler ve cahiller kendilerine muhatap oldukları zaman
da "Selam " derler. " (Furkan Suresi, 63)
Büyüklenmeyen,
kendini beğenmeyen, tevazu sahibi müminler arasında huzurlu, rahat,
haset ve çekişmeden uzak bir ortam hakimdir.
Büyüklenmek yani enaniyet yapmak üzerine Kur'an-ı Kerim'de çok önemli
kıssalar vardır. Örneğin şeytanın sapmasının ve isyanının ardında
büyüklenme vardır. Kendisinin "ateşten yaratılması "
dolayısıyla üstün görür bu aynen ben zenginim, ben güzelim demek
gibidir. Hz. Musa (s.a.v.) kavminden olan Karun zenginliği dolayısıyla
büyüklenir. Veya yahudi ve hristiyanların "Biz Allah'ın çocuklarıyız
ve sevdikleriyiz. " (Maide Suresi 18) demelerinin ardında
da kendilerini diğer insanlardan üstün görmeleri vardır. Oysa hepsini
veren Cenab-ı Hakk'tır. Büyüklenme ise şeytanın oyunudur.
"Allah,
büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. " (Hadid Suresi, 23)
Allah'ın
(c.c.) sevmediği bir tavrı müminler de sevmez. Enaniyetli insanın
çevresinde kimse olmaz çünkü enaniyet insanları iter. Tevazunun
ise çekici bir gücü vardır ve cennetle müjdelenmiştir.
"İşte
ahiret yurdu; biz onu, yeryüzünde büyüklenmeyenlere ve bozgunculuk
yapmak istemeyenlere (armağan) kılarız. (Güzel) Sonuç takva sahiplerinindir.
" (Kassas Suresi 83)
"Her
adam için, heyet-i içtimaiyede görmek ve görünmek için mertebe
denilen bir penceresi vardır. O pencere kamet-i kıymetinden yüksek
ise, tekebbür ile tetavül edecek eğer kamet-i kıymetinden aşağı
ise, tevazu ile tekavvüs edecek ve eğilecek; ta o seviyede görünsün.
İnsanda büyüklüğün mikyası küçüklüktür, tevazudur. Küçüklüğün
mizanı büyüklüktür yani tekebbürdür. "
İşte
tevazunun sırrı; demek ki enaniyetle büyümeye çalışırken aslında
küçülünüyor. Tevazu ise insanı büyütüyor.
|