İBADETTE
24 SAAT
İslam'a
kendini vermiş, Allah (c.c.)'ın yoluna girmiş bir mümin için, yaptığı
şeylerin sonucunda Allah (c.c.)'ı hoşnut etmek çok önemlidir.
Dinden bihaber olanlar, İslam'ı sadece 5 şartla sınırlandırmaya,
böylece güzel ahlak adına yapılacak tüm ibadetlerin sorumluluğunu
üstlerinden atmaya çaba sarfederler. Oysa ibadet demek 'kulluk'
demektir. Allah (c.c.)'a bağlanmaya razı olmak, O'na itaat etmek,
boyun eğmek demektir. Bu, ancak vicdanla düşünüldüğünde, dünyanın
nasıl bir imtihan yeri olduğu kavrandığında bulunacak bir gerçektir.
Mümin Allah (c.c.)'ın rızası adına yola çıkmış bir insandır. Enam
Suresi'nin 162. ayetinde şöyle buyurulmuştur: "De ki: Şüphesiz
benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan
Allah'ındır. " Bu ayette Cenab-ı Allah'ın çok açık bildirdiği
gibi müminin değil yirmidört saati, ölümüne kadar ki her anı Allah
(c.c.) içindir, ibadetle doludur. Çünkü mümin kendi çıkarı, yani
nefsi için değil, dinin menfaatleri ve ahiret yurdu için şevkle
çaba sarfeder. Bu durumda ne boş geçirecek bir zamanı ne de boşa
harcayacak fazladan bir gücü olur. Tüm vaktini ve enerjisini sadece
Allah (c.c.)'ın rızasına yöneltir.
Hesap günü insana sorulur: "De ki : Yıl sayısı olarak yeryüzünde
ne kadar kaldınız? Dediler ki: Bir gün ya da bir günün birazı kadar
kaldık sayanlara sor. Dedi ki: Yalnızca az kaldınız, gerçekten bir
bilseydiniz. " (Müminun Suresi, 112-114)
İnsanın, bu sorunun cevabını dünyada düşünmesi ve hızını, hizmetini
buna göre ayarlaması gerekir. İşte o zaman kastettiğim ibadet boyutuna
girebilir. Bu konum içinde yaptığı herşey ibadet haline gelir. Mesela
boş amel ve boş düşünceden yüz çevirir, bunlara zaman ayırmaz. Bir
işi bittiğinde, yapabileceği işler arasında ona Allah (c.c.) katında
en fazla ecir getirecek olanı tercih edip, buna göre sıraya sokabilir.
24 saatin her anı, ecir fırsatı olacağı için, kesintisiz salih amelde
bulunma fırsatını değerlendirebilir.
Kur'an-ı Kerim'deki sebep-sonuç ilişkileri bu konuyu düşünmemde
ve hal almamda çok büyük etki yaptı. Mesela Allah (c.c.) ayette
"Ey iman edenler, size meclislerde "yer açın " dendiği
zaman, yer açın; Allah size genişlik versin. Size "Kalkın
" denildiği zaman da kalkın. Allah, sizden iman edenleri ve
kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah, yaptıklarınızdan
haberdardır " (Mücadele Suresi 11) buyuruyor. Yani benim
kardeşlerim için yapacağım en küçük bir hareket inşaallah, Allah
(c.c.) katında salih bir amelim kabul edilecek. Bu Allah (c.c.)'ın
çok büyük bir merhameti! Rabbim, çok küçük çabalarımla bile beni
kendine yakınlaştırmanın fırsatını veriyor.
Klasik ibadetlerin süresi bellidir. Oruç sadece bir aylık bir ibadet
geriye onbir ay kalıyor. Beş vakit namazın toplam süresinden geriye
kalan saatler ne olacak? Bunların hesabının sorulduğu gün geldiğinde
nasıl cevap vereceğiz? Belli ki Allah (c.c.)'ın kastettiği ibadetler
bunlarla sınırlı olamaz. Allah (c.c.) mutlaka geriye kalan bu günleri,
saatleri, ayları da salih amellerle geçirmemizden razı olacaktır.
İşte burada müminin vicdanı, aklı ve Allah (c.c.) korkusu devreye
girer. Önüne çıkan herşeyi ya bu gözle değerlendirecek ya da üstüne
basıp geçecektir. Ayet-i kerime de "Göklerde ve yerde nice
ayetler vardır ki, üzerinden geçerlerde, ona sırtlarını dönüp giderler
" (Yusuf Suresi 105) buyurulmuştur. Bu konuma düşmekten,
Cenab-ı Allah'a sığınmak gerekir.
Mümin, şuuru çok açık, zengin karaktere sahip bir varlıktır. Bu
da onu monoton, klasik, akıl erdiremeyen diğerlerinden keskin bir
farkla ayırır. Müslümanın kişiliği de çok renklidir. Kastettiğim
bu rengi de işte bu ibadet zenginliğinden gelir.
Devamlı ölümü ve Allah (c.c.)'ın huzurunda vereceği cevapları düşünerek,
salih amel işler. Her konuşması, her tavrı dünyada olabilecek en
güzel Kur'an ahlakını yansıtır.
|