KURANDA YÖNETİCİ MODELİ

Peygamberimizin hayatı, ibadetleri, cihadı yani tüm yaşamı gerçekten biz inananlar için çok büyük örnek teşkil etmektedir. Ve yine tüm yaşamını Allah'a adamış olması hiçbir karşılık beklemeden her türlü nefsani istekleri geri çevirerek dinini yayması ve Allah için yaşaması onun nasıl bir islami şahsiyete ve akla sahip olduğunu çok açık göstermektedir.
Kuran-ı Kerim'in Ahzab Ssuresinin 21. ayetinde; "Andolsun sizin için Allah'ı ve Ahiret gününü umanlar ve Allah' ı çokça zikredenler için Allah' ın Resulünde güzel bir örnek vardır" diyor.

Yine başka bir ayette; "Onların içinde sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip yönelten önderler kıldık; onlar bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı. " Bu ayette de çok güzel açıklandığı gibi Allah müminleri doğal liderler olarak ilan etmiş ve bunu Kuran' da güzel ahlaklarına, sabırlarına, tevazularına, ihlaslarına, kesin bilgiyle inanmalarına karşılık olarak verdiğini bildirmiştir.

Bediüzzaman Said Nursi 'nin hayatını ve kitaplarını incelediğimde dikkatimi çeken önemli bir husus, üstadın tüm yaşamı boyunca Allah için gösterdiği sabrın, inkar edenlerin, zahirde onun şahsına, fakat gerçekte Allah' a karşı yaptıkları tüm saldırılara karşın hayırla sonuçlanmış olmasıdır. Risale-i Nur talebelerinin bugünkü sayısı, Allah'a olan sadakatleri ve ihlaslarıda onun " Allah' ın emriyle hidayete yönelten önder " vasfını nasıl güzel tecelli ettirdiğini göstermektedir. Ve yine tüm yaşamı boyunca , tefekkürlerini topladığı risaleleri bugüne kadar milyonlarca insanın imanına vesile olmuştur.

Kuran'da tarif edilen müslüman, bulunduğu yeri Kuran' a göre yeniden yapılandıran, insanları islah eden, bilmediklerini Kuran'la onlara öğreten, iyiliği emredip kötülükten men eden, Allah' ın razı olacağı ahlakı insanlara öğreten, buna karşı olanlarla da Kuran' la mücadele veren bir kişilik gösterir. İslam'ı tanımayan birinin bir müslümanı bu özellikleriyle gözünde canlandırması mümkün değildir. Nedeni de Allah'ı, Kitabı, peygamberleri ve müminleri tanımaması bu yüzden de onları gereği gibi taktir edememesinden ileri gelmektedir.

Araf Suresinin 157. ayetinde; "Onlar ki yanlarındaki Tevratta ve İncilde yazılı bulacakları haber getirici olan peygambere uyarlar; O onlara marufu emrediyor, münkeri yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla indirilen nuru izleyenler, işte kurtuluşa erenler bunlardır. " demekte ve böylece başta peygamberlerin sonrada inananların önder vasfını üzerlerinde taşıdıklarını vurgulamaktadır.

Tüm peygamberlerde ve onlara biat etmiş müminlerde gördüğüm ortak özellik; hepsinin tek başına dünyadaki tüm inkarcı, müşrik, fasık takımına bedel şahsiyet ve yüksek islami lider özelliklerini üzerlerinde taşımaları oldu.

Peygamberimizin, kavmi içindeki tüm insanlara tebliğ yapıp samimi olanların imanlarına vesile olması, Kuran da Allah tarafından Hz. İbrahim için "tek başına bir ümmetti " ifadesinin kullanılması, Hz. Süleyman'ın hem insanları hem de şeytanları, cinleri ve kuşları Allah için emri altına sokması onların nasıl bir ahlak üzerinde olduklarını çok açık şekilde göstermektedir.