ZULME
RIZA GÖSTERİLMEZ
Vicdanının
sesini dinleyen herkes, mazlum insanların zayıflıklarından fay-dalanılarak
onların ezilmesinden, haksızlığa ve adaletsizliğe maruz kalmasından
rahatsızlık duyar. Eğer böyle birşeyden rahatsızlık duyulmuyorsa
bu yapılan zulme rıza göstermek olur ve zulme rıza gösterenler de
en az zulmü yapanlar kadar suçlu olur.
Mümin özelliklerinden biri de zulme rıza göstermemektir. Müminler
böyle bir du-rumla karşılaştıklarında hemen vicdanları devreye girer.
Hakkı söylemekten çekinmezler, adaletlidirler, kadınların ve çocukların
ezilmesine göz yummazlar, yoksulları korurlar, şahitliklerini dosdoğru
yaparlar, suçlulara arka çıkmazlar. Bunlar kaliteli, şahsiyetli
ve Allah'ın rızasını gözeten bir mümine yakışan hareketlerdir.
Kur-an'ı Kerim'de Cenab-ı Allah'; "Size ne oluyor ki Allah
yolunda ve : "Rabbimiz bizi halkı zalim olan bu ülkeden
çıkar, bize katından bir veli (koruyucu sahip) gönder, bize katından
bir yardım eden yolla " diyen erkekler, kadınlar ve çocuklardan
zayıf bırakılmışlar adına savaşmıyorsunuz? " (Nisa Suresi 75)
ayeti ile elinde bu zulmü önleyecek imkanı olan müminleri, zulüm
görüp yardıma ihtiyacı olanlara yardım etmeye çağırıyor. Yapılan
bir haksızlığı engelleyecek imkanı olup da bunu kullan-mayanlar
veya bu yolda çaba harcamayanlar çok büyük vicdansızlık yapmanın
yanında bir de bu zulmü ve haksızlığı yapanlar kadar suçlu duruma
düşerler.
Bediüzzaman bu konuda; "...Hem alicenabane affetmek ise
yalnız kendine karşı cinayeti affedebilir. Kendi hakkından vazgeçse
hakkı var; yoksa başkalarının hukukunu çiğneyen canilere afuvkarane
bakmaya hakkı yoktur, zulme şerik olur. " diyerek zulme
rıza göstermemeyi vurgulamıştır.
İslam ahlakına uygun yaşanmadığı müddetçe her zaman zulüm hakim
olur. ªahsi çıkar ve menfaatlerin ön planda tutulduğu, zenginin
fakiri, güçlünün güçsüzü ezdiği faiz ile yürüyen bir ekonomik sistemde
bu zulüm bitmez. Kimse mutlu, refah içinde ve huzurlu bir ortam
bulamaz. Ve bu, zulüm sistemini bilerek buna razı olanlar da oldukça
katlanarak artar. İçinde yaşadığımız dünyanın durumuna şöyle bir
bakarak bu zulmün sonuçlarını zorlanmadan görebiliriz. En belirgin
Bosna'daki zulüm, Keşmir'in durumu, hep daha kötüye giden ekonomi,
ezilen yoksullar ve adaletsiz bir dünya. İnsanlar bir gaflet içinde,
burada yapılması gereken içine düşülen bu gaflet halinden insanları
uyandırmak ve hakka çağırmaktır.
Bunu anlayan, buna gücü yeten, vicdanlı olan herkes bu konuda birşeyler
yap-malı. Biz müminler Cenab-ı Allah'ın yardımını almış durumdayız
ve hakkın karşısında dur-maya hiçbir güç dayanamaz. Biz hakkı elimizde
tutuyoruz; bu da zulmün bitmesine sebep olacak tek şeydir.
"Hayır biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun
beynini darmadağın eder. Bir de bakarsan ki, o yok olup gitmiştir.
(Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.
" (Enbiya Suresi 18)
|